Diyanet İşleri yöntemiyle hesaplanmıştır
Türkiye iftar vakti bugün İstanbul için 20:38'dir.
Bugün İftar Saati
20:38
İstanbul — bugün
İftar Vakti Hakkında
İftar vakti, akşam ezanının okunduğu andır ve şehrin coğrafi konumuna göre değişir. Doğu illerde batıdaki illere göre daha erken iftar yapılır.
Namaz vakitleri · İftar vakti · Cuma namazı saati · Dini günler takvimi
İftar, gün boyunca tutulan orucun akşam ezanıyla sona erdirildiği andır. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından astronomi hesaplarına göre belirlenen akşam ezanı vakti, Türkiye'de şehirden şehire farklılık gösterir.
İftar vakti, İslam fıkhında "gurûb" olarak adlandırılan güneşin ufkun altına tamamen girmesine karşılık gelir. Diyanet İşleri Başkanlığı Hicri Takvim ve Vakıa Çalışma Grubu, Türkiye'deki 81 il için bu vakti güneşin gerçek ufkun 0,833 derece altına inmesini baz alarak hesaplamaktadır. Yaygın uygulamada ihtiyat payı olarak birkaç dakika eklenmekte, elde edilen süre yerel coğrafyaya göre ince ayar gerektirmektedir.
Türkiye'nin doğu-batı uzunluğu yaklaşık 8 boylam derecesine karşılık gelir; bu da yaklaşık 32 dakikalık fark anlamına gelir. Doğu ucundaki Ardahan ile batı ucundaki Edirne arasındaki iftar farkı, yılın mevsimlerine bağlı olarak 20 ile 35 dakika arasında değişebilmektedir. Güneş doğudan battığından Doğu Karadeniz ve Güneydoğu Anadolu'da iftar daha erken yapılır.
Ramazan ayında iftarın en erken olduğu dönem aralık-ocak aylarına denk gelirken en geç iftar vakitleri haziran-temmuz aylarında yaşanır. Bu dönemlerde İstanbul'da iftar saati 21.00'i geçebilmekte, bazı yıllarda 21.10-21.15 civarına ulaşmaktadır.
Hz. Peygamber (s.a.s.) iftarı, akşam ezanı okunduktan hemen sonra açardı. Sahih-i Buhari'de yer alan "Süleyman b. Amir" rivayetine göre: "Sizden biri oruçlu iken hurma ile iftar etsin; hurma bulamazsa su ile." (Buhari, Savm, 45; Tirmizi, Savm, 10). Hz. Enes (r.a.)'ın aktardığına göre Peygamber Efendimiz namaz kılmadan önce birkaç taze hurma ile iftarını açar, hurma bulunmazsa kuru hurmaya, o da bulunmazsa birkaç yudum suya başvururdu.
İftarı acele açmak sünnetin emridir. Ebu Hüreyre (r.a.)'den rivayet edilen kudsî hadiste şöyle buyrulur: "İnsanlar iftarı acele ettirdikçe hayır üzerindedirler." (Buhari, Savm, 45; Müslim, Sıyam, 48). Buradaki "acele" ifadesi, ezandan hemen sonra başlamak anlamındadır; sonradan oruç tutulmadığı halde iftarı erken başlatmak değildir. Fıkıh alimleri, tereddüt durumunda ezandan sonra birkaç dakika beklenebileceğini kabul etmekle birlikte bunun gereksiz bir ihtiyat olmaktan ziyade endişeye dayalı olması gerektiğini vurgular.
İftar duası okunduktan sonra namaza durmak yerine hafif bir şeyler yiyip ardından akşam namazını kılmak sünnete uygundur. Bu uygulama, Sahih-i Müslim'de Hz. Enes'ten gelen rivayetle sabittir ve fıkıh alimlerinin büyük çoğunluğu tarafından benimsenmiştir.
Hz. Peygamber'in iftar sofrası sade tutulurdu; iftarı uzatmak ya da çok sayıda yemek hazırlamak sünnet olmayıp asıl olan ölçülü ve şükür duygusuyla yemek yemektir. Sofranın herkese açık tutulması, komşuların ve yoksulların çağrılması ise sünnete dayanan bir güzel gelenektir. "Kim bir oruçlunun iftarını açtırırsa ona oruç tutan kadar sevap verilir." (Tirmizi, Savm, 82) hadisi bu anlayışın temelini oluşturur.
Aşırı yemekten kaçınmak da tavsiye edilir. İlkçağ İslam hekimliğinin beslenme ilkeleriyle örtüşen bu anlayış, Peygamber Efendimiz'in "Mide, hastalıkların yurdu; perhiz ilacın başıdır." şeklinde rivayet edilen tavsiyesiyle de desteklenmektedir. Ramazan'ın amacı nefsi terbiye etmektir; bu hedefe ulaşmak için iftar sofrasında da ölçü korunmalıdır.
Osmanlı döneminde camiler, tekkeler ve saray mutfakları iftar sofrası kurar; özellikle İstanbul'da büyük çadır imarethane sofraları oluşturulurdu. Top atışıyla iftar vakti ilan edilmesi Osmanlı'da yaygın bir uygulama olup bu gelenek bazı şehirlerde simgesel biçimde sürdürülmektedir. İstanbul'da Topkapı Sarayı ve Rumeli Hisarı civarında gerçekleştirilen iftar topları, bu tarihi geleneği yaşatmaktadır.
Günümüzde cami avlularında kurulan şehir iftarları, belediyeler ve hayır kurumları tarafından organize edilen ücretsiz sofralar toplumsal dayanışmanın en güçlü tezahürleri arasında yer almaktadır. Diyanet İşleri Başkanlığı her yıl Ramazan süresince 81 ilde halka açık iftar programları düzenlemektedir.
Allahümme leke sumtü ve bike amentü ve aleyke tevekkeltü ve ala rızkıke eftartü.
"Allah'ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana güvendim ve senin rızkınla orucumu açtım."
Ebu Davud, Savm, 22; Darekutni
Zehebe'z-zameu vebtelletil-uruku ve sebete'l-ecru inşaellah.
"Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve Allah'ın izniyle sevap sabit oldu."
Ebu Davud, Savm, 22; Darekutni, Sıyam, 8