Edinilen bilgilere göre ABD yönetiminden bazı yetkililer, İsrail'de başbakanlık koltuğu için adı geçen muhalif isimlerle ilişkileri geliştirmek amacıyla nabız yoklamaya başladı. İddialara göre temas kurulan isimler arasında, Netanyahu'nun en güçlü rakipleri arasında gösterilen eski Başbakan Naftali Bennett de bulunuyor. Bu gelişme, iki ülke arasındaki müttefiklik ilişkisinin son dönemde girdiği gergin döneme işaret eden bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Temasların ardındaki motivasyonlar
İddiaya göre, ABD yönetiminin muhalefetle temasa geçme arzusunun ardında üç temel etken öne çıkıyor. Bunlardan ilki, aşırı sağcı bakanların koalisyon hükümetindeki varlığının Washington'da endişeye yol açması. İkincisi, Gazze'ye yönelik askeri operasyonlar nedeniyle mevcut İsrail hükümetinin uluslararası imajının zedelenmesi. Üçüncüsü ise ABD-İran nükleer müzakereleri sürecinde İsrail hükümeti ile ABD yönetimi arasında derinleşen görüş ayrılıkları. Bu üç başlık, müttefikler arasındaki gerilimin yalnızca üslup düzeyinde kalmadığını, politika tercihlerine de yansıdığını gösteriyor.
Naftali Bennett kimdir?
Naftali Bennett, 13 Haziran 2021'den 30 Haziran 2022'ye kadar İsrail Başbakanı olarak görev yaptı. Teknoloji sektöründen siyasete geçen Bennett, 2013-2019 yılları arasında Diaspora İşleri Bakanlığı, 2019-2020 yılları arasında ise Savunma Bakanlığı görevlerini üstlendi. 2012-2018 yılları arasında Yahudi Yurdu partisine liderlik eden Bennett, sonraki dönemde Yeni Sağ partisinin başında bulundu. Olası erken seçim senaryolarında güçlü bir aday olarak değerlendirilen Bennett, İsrail siyasetinde merkez-sağ çizgide konumlanan bir isim olarak biliniyor.
İsrail'deki siyasi tablonun arka planı
İsrail'de hükümetler genellikle birden fazla partinin oluşturduğu koalisyonlara dayanıyor; bu yapı, küçük partilere büyük bir pazarlık gücü kazandırıyor. Koalisyon içindeki aşırı milliyetçi unsurların, Batılı müttefiklerle zaman zaman sürtüşme yarattığı belirtiliyor. ABD-İsrail ilişkilerindeki bu kırılgan denge, Washington'un muhalefete yakınlaşma isteğini açıklayan unsurlardan biri olarak gösteriliyor. Olası erken seçim dönemlerinde muhalif figürlerin öne çıkması, hem ikili ilişkilerin hem de bölgesel politikanın seyri açısından belirleyici olabilecek bir faktör olarak değerlendiriliyor.
