Çalışma hayatı boyunca SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı gibi farklı kurumlarda prim ödeyen milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren bir yargı kararı ortaya çıktı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, emeklilik aşamasında uygulanan bir dayatmaya ilişkin önemli bir hüküm vererek, vatandaşların hangi kurumdan emekli olacağı konusundaki iradesinin korunması gerektiğine işaret etti.
Dava süreci ve Yargıtay'ın kararı
Karara konu olan dava dosyasında, bir vatandaş SSK bünyesinde 6 bin 730 gün, Emekli Sandığı'nda 450 gün ve Bağ-Kur kapsamında 2 bin 92 gün prime esas çalışma gerçekleştirdi. 2002 yılında emeklilik talebinde bulunan vatandaşa Sosyal Güvenlik Kurumu, son 7 yıllık hizmet süresinin Bağ-Kur ağırlıklı olduğu gerekçesiyle Bağ-Kur'dan emekli olması ve 9 bin günü tamamlaması gerektiğini bildirdi. Bu gerekçeyle emeklilik talebi reddedilen vatandaş bir yıl daha bekletildi ve kendisine daha düşük bir maaş bağlandı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 'son 7 yıl içinde en çok prim ödenen kurumdan emekli olma' kuralının vatandaşın kendi iradesine üstünlük tanıyamayacağını hüküm altına aldı. Bu yaklaşımla, sigortalının hangi statüden emekli olmak istediğine dair tercihi belirleyici kabul edildi.
Farklı kurumlarda prim ödeyenler için ne anlama geliyor?
Türkiye'de sosyal güvenlik sistemi geçmişte SSK, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı olmak üzere üç ayrı kurum altında yürütülüyordu. Bu kurumlar 2006 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altında birleştirildi. Ancak çalışma hayatı boyunca hem işçi hem esnaf hem de memur statüsünde prim ödemiş çok sayıda vatandaş bulunuyor. Bu kişiler için hangi statüden emekli olunacağı, emekli maaşının tutarını ve emeklilik için gereken prim gün sayısını doğrudan etkileyebiliyor.
Yargı kararları, benzer durumdaki vatandaşların açacağı davalarda emsal niteliği taşıyabilir. Farklı statülerde prim ödemiş kişilerin haklarını korumak açısından bu tür içtihatlar önem taşıyor. Vatandaşların kendi durumlarına ilişkin kesin bilgi için ilgili kurum kayıtlarını ve uzman görüşünü dikkate alması önerilir.