Roketsan tarafından geliştirilen yerli balistik füze TAYFUN'un yeni versiyonu Blok-3, son testinde hareket halindeki insansız bir deniz hedefini hipersonik hızda ve yüksek isabetle vurdu. Test, klasik balistik füzelerin aksine sabit koordinatlara değil hareket eden bir hedefe yönelik gerçekleştirildiği için savunma çevrelerinde dikkat çekti.
ABD basınından övgü dolu analiz
ABD merkezli savunma yayını Defence Blog'da yer alan değerlendirmede, TAYFUN Blok-3'ün yeni geliştirilen yerli arayıcı başlığı sayesinde hareketli bir deniz hedefini ilk kez vurduğu vurgulandı. Analizde, kara kökenli bir balistik füzeyle seyir halindeki bir savaş gemisini vurabilme yeteneğinin yalnızca birkaç ülkede bulunduğu, örnek olarak Çin'in DF-21D sistemi gösterilerek Türkiye'nin bu seçkin grup arasına girdiği belirtildi.
Defence Blog analizinde bu yeteneğin yalnızca teknik bir başarı olmadığı, Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığı ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanı ihtilafları göz önüne alındığında caydırıcılık açısından da stratejik önem taşıdığı ifade edildi.
CENK füzesi de ilk kez tanıtıldı
Aynı analizde, Türkiye'nin 8x8 bir platforma yerleştirilen ve TAYFUN'a göre çok daha büyük gövdeye sahip yeni balistik füzesi CENK'in de kamuoyuna ilk kez tanıtıldığı aktarıldı. Bu gelişme, Türk savunma sanayiinin füze programlarını farklı menzil ve görev profillerine göre çeşitlendirdiğinin bir göstergesi olarak yorumlandı.
TAYFUN Blok-3'teki bu ilerleme, Mayıs 2026'da İstanbul'da düzenlenen SAHA Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı'nda kamuoyuna tanıtılan 6 bin kilometre menzilli kıtalararası balistik füze YILDIRIMHAN ile birlikte değerlendirildiğinde, Türk savunma sanayiinin farklı menzil kategorilerinde eş zamanlı olarak yol aldığını ortaya koyuyor.
NATO Zirvesi öncesi savunma gündemi
Gelişme, 7-8 Temmuz'da Ankara'da düzenlenecek NATO Zirvesi'nin arifesinde gündeme geldi. Zirve gündeminin başlıkları arasında Avrupa çapında hava ve füze savunmasının güçlendirilmesi, uzun menzilli hassas vuruş kabiliyeti ve müttefik ülkelerin savunma sanayii kapasitelerinin artırılması yer alıyor. Türkiye'nin yerli füze programlarındaki ilerlemesi, bu tartışmaların içinde somut bir örnek olarak öne çıkıyor.
