İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmada hem dış politika hem de iç ekonomi gündemine ilişkin sert değerlendirmelerde bulundu. Dervişoğlu'nun konuşması, Ankara'da önümüzdeki hafta düzenlenecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi'nin gölgesinde gerçekleşti.
NATO zirvesi güvenlik önlemlerine eleştiri
Zirve öncesinde başkentte alınan yoğun güvenlik tedbirlerini ve trafik kısıtlamalarını eleştiren Dervişoğlu, "Büyük devlet olmak, büyük toplantılara ev sahipliği yapmakla değil, millet onuruyla hazırlanmakla olur" ifadesini kullandı. İYİ Parti lideri, zirve nedeniyle mağdur olacağını öngördükleri Ankara esnafı için stopaj ve Bağ-Kur primlerinin Hazine tarafından karşılanmasını öngören bir kanun teklifi verdiklerini açıkladı.
Dervişoğlu'nun bu çıkışı, güvenlik önlemleri nedeniyle iş kaybı yaşayan küçük esnafın mağduriyetine dikkat çekme amacı taşıyor. Teklifin TBMM gündemine ne zaman alınacağına dair henüz resmi bir takvim paylaşılmadı.
Terörle mücadele politikasında eksen kayması iddiası
Konuşmasında AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik'in açıklamalarını hedef alan Dervişoğlu, iktidarın terörle mücadele politikasında söylem değişikliğine gittiğini savundu. İYİ Parti lideri, "Düne kadar önce terör örgütünün silah bırakacağı söyleniyordu, bugün ise silah bırakmayı gerçekleştirecek yasal zeminin oluşması gerekiyor deniliyor" sözleriyle hükümetin çerçeveyi fiilen değiştirdiğini iddia etti.
Dervişoğlu'nun bu eleştirisi, sürecin şeffaf yürütülmediği ve kamuoyuna verilen mesajların zaman içinde farklılaştığı yönündeki muhalefet argümanını yineledi.
Ekonomi eleştirisi: açlık ve yoksulluk sınırı
Ekonomik göstergelere de değinen Dervişoğlu, açlık sınırının 35 bin, yoksulluk sınırının ise 114 bin lirayı aştığı bir dönemde hükümetin "otomatik işleyen sistem" söylemini eleştirdi. İYİ Parti lideri, "Bu ülkede otomatik işleyen bir sistem var; vatandaş otomatik vergi ödüyor, emekli otomatik yoksullaşıyor, genç gelecek kaygısına mahkûm ediliyor" değerlendirmesinde bulundu.
Dervişoğlu'nun konuşması, TÜİK'in aynı hafta açıkladığı enflasyon verileriyle de örtüşen bir zamanlamada gerçekleşti ve muhalefetin ekonomi politikalarına yönelik eleştirilerini TBMM kürsüsüne taşıdı.
