Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Lokman Hakan Tecer'in paylaştığı verilere göre Marmara Denizi'nin ortalama yüzey suyu sıcaklığı 1970 yılında 15,3 derece iken güncel dönemde 17,8 dereceye yükseldi. Bu da 50 yıllık süreçte toplam 2,5 derecelik bir artışa işaret ediyor. Tecer, yaz aylarında yüzey suyu sıcaklığının yer yer 28-29 dereceye kadar çıkabildiğini belirterek Marmara'yı dünyada en hızlı ısınan kapalı denizlerden biri olarak nitelendiriyor.
Isınma ile müsilaj arasındaki bağlantı
Uzman isme göre deniz suyu sıcaklığındaki artış tek başına bir tehdit oluşturmuyor; asıl risk bu ısınmanın kentsel ve endüstriyel atık su deşarjıyla bir araya gelmesinde ortaya çıkıyor. Sıcak ve besin tuzu bakımından zengin sular, fitoplanktonların aşırı çoğalmasına elverişli bir ortam yaratıyor. Bu tablo, 2021 yazında Marmara kıyılarını geniş çapta etkileyen müsilaj (deniz salyası) olayına benzer koşulların yeniden oluşabileceği uyarısını gündeme getiriyor.
Tecer'in aktardığı bilgilere göre sıcaklık artışının bir diğer sonucu, deniz suyunda çözünmüş oksijen miktarının azalması. Oksijen seviyesindeki düşüş, dip sularında yaşayan canlı türlerinin yaşam alanlarını daralttığı gibi, salmonella ve kolera gibi patojen mikroorganizmaların çoğalması için de uygun koşullar oluşturuyor.
Ekosistemde tür değişimi: Yerli balıklar azalıyor, istilacı türler artıyor
Isınan sularla birlikte Marmara Denizi'nin biyolojik dengesinde de değişim gözleniyor. Uzman, ticari değeri yüksek yerli balık türlerinin popülasyonunda gerileme yaşanırken, sıcak su koşullarını seven istilacı türlerin varlığının belirginleştiğini aktarıyor. Bu türler arasında balon balığı, aslan balığı, çeşitli denizanası türleri ve vatozlar sayılıyor. Söz konusu türlerin bir kısmı hem ekosistem dengesini bozuyor hem de kıyı bölgelerinde yüzen vatandaşlar için yaralanma riski taşıyor.
Uzun süredir izlenen bir tablo
Marmara Denizi'ndeki sıcaklık artışına ilişkin bu değerlendirme, bilim insanlarının yıllardır sürdürdüğü izleme çalışmalarının bir parçası olarak daha önce de kamuoyuyla paylaşılmıştı. Konunun yeniden gündeme gelmesi, yaz aylarında deniz suyu sıcaklıklarının mevsimsel olarak zirve yapması ve müsilaj riskinin özellikle Temmuz-Ağustos döneminde artmasıyla bağlantılı. Uzmanlar, Marmara Denizi'nin kapalı bir iç deniz olması nedeniyle su sirkülasyonunun sınırlı kaldığını, bu durumun ısınma ve kirlilik etkilerinin daha hızlı birikmesine yol açtığını vurguluyor.
Çevre uzmanları, sıcaklık artışının önüne geçilebilmesi için atık su arıtma kapasitesinin artırılmasını, kıyı bölgelerindeki deşarj noktalarının sıkı denetlenmesini ve deniz suyu kalitesinin düzenli olarak izlenmesini öneriyor. Marmara Denizi çevresindeki büyükşehirlerin nüfus yoğunluğu göz önüne alındığında, atık su yönetimindeki iyileştirmelerin denizin ekolojik dengesi açısından belirleyici olacağı ifade ediliyor.
Uzmanlar, vatandaşların da deniz kirliliğine karşı duyarlı davranması, katı atıkların denize bırakılmaması ve kıyı temizliği çalışmalarına destek verilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Marmara Denizi'ndeki sıcaklık artışının izlenmeye devam edeceği, önümüzdeki yaz aylarında su kalitesi ve müsilaj riskinin yakından takip edileceği belirtiliyor.
