MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun 2025 Yılı Türkiye Raporu'na sert tepki gösterdi. Türkiye'nin dış aktörlerin tehdit, telkin ve terbiye imalarıyla hizaya getirilemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, raporun Türk ve Türkiye karşıtı çevreler tarafından kaleme alındığını öne sürdü. Bahçeli'nin açıklamaları, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin uzun süredir devam eden gerilimli seyrini yeniden gündeme getirdi.
Rapora yöneltilen eleştiriler
Bahçeli, Avrupa'nın Türkiye'ye demokrasi, hukuk, güvenlik ve dış politika alanlarında ders vermeye kalktığını savunarak raporu açık bir dille reddetti. Özellikle yargıya ilişkin değerlendirmelere tepki gösteren MHP lideri, Türk yargısının dış başkentlerde hazırlanan raporların himayesinde karar vermeyeceğini ifade etti. Bahçeli'ye göre bu tür metinler, Türkiye'nin iç işlerine ve egemenlik haklarına müdahale niteliği taşıyor.
Avrupa Parlamentosu'nun her yıl hazırladığı ülke raporları, aday ve ortak ülkelerin demokrasi, temel haklar, hukukun üstünlüğü ve dış politika başlıklarındaki gelişmelerini değerlendiren danışma niteliğinde belgelerdir. Bu raporlar bağlayıcı kararlar içermez; ancak siyasi bir tutum belgesi olarak ilişkilerin havasını yansıttığı için genellikle yoğun tartışmalara yol açar. Türkiye, geçmiş yıllarda da bu raporlardaki bazı tespitleri tek taraflı ve önyargılı bularak reddetmişti.
Güvenlik ve dış politikada kararlılık vurgusu
Bahçeli, Türkiye'nin kendi güvenlik politikalarını bizzat belirleyeceğini, dış aktörlerin yönlendirmesiyle hareket etmeyeceğini ifade etti. MHP lideri, Türkiye'nin Mavi Vatan anlayışına ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanlarına itiraz edenlere karşı kararlı duracağını vurguladı. Mavi Vatan kavramı, Türkiye'nin Karadeniz, Ege ve Akdeniz'deki deniz yetki alanlarını ve bu alanlardaki egemenlik haklarını ifade eden bir deniz politikası yaklaşımı olarak biliniyor.
Avrupa Parlamentosu raporlarına yönelik eleştiriler yalnızca iktidar kanadıyla sınırlı kalmadı; raporun çeşitli başlıklarına farklı siyasi çevrelerden de itirazlar geldi. Bu tablo, dış aktörlerin Türkiye'ye ilişkin değerlendirmelerinin ülke içinde geniş bir yelpazede tepkiyle karşılandığını gösteriyor. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki müzakere sürecinin yıllardır fiilen durağan seyretmesi, bu raporların siyasi sembolik ağırlığını artırıyor.
